Beyrut'ta yardım çalışmaları yapan Kimse Yok Mu Derneği, yüzlerce eve yardım ulaştırdı. Dernek gönüllüleri her gün sıcak ve nemli havada 30 kiloyu bulan kolileri evlere çıkarmak için gayret ediyor. Aileler ise dualarla karşılık veriyor. "Kapımızı uzun süredir çalan olmamıştı, siz geldiniz." diyorlar.
Dar bir sokaktan ilerledikten sonra eski bir apartmanın ikinci katına çıkıyoruz. Hava oldukça sıcak ve nemli. Sırtından terler boşalan emekli din kültürü öğretmeni Kimse Yok Mu gönüllüsü Ömer Çağşak, ilerleyen yaşına rağmen yaklaşık 30 kiloyu bulan kutuyu taşımak için gayret ediyor. Hemen yanımdaki Kimse Yok Mu Beyrut gönüllüsü Türkçe öğretmeni Halit Bey ise, "Sevapta yarışmak diye buna denir işte Kürşat Bey." diyor. Kapıyı iki kere çaldıktan sonra içeri buyur ediliyoruz. Münevver Bayat, eşinden boşanalı 3 yıl olmuş. 2 çocuğu ile birlikte 1 odalı bir dairede yaşam mücadelesi veriyor. Kirayı veremediği için her an atılma korkusu yaşayan Bayat, çocuklarının sağlık sorunları ile de başa çıkmak zorunda. Çocuklarından birisi astım hastası diğeri ise şeker hastası. Aylık kazancını çocuklarına ilaç alabilmek için harcıyor. "Hiçbir gelirimiz yok; sadece komşuların verdikleri ile geçimimizi sağlıyoruz. Ben de etraftan gelen terzilik işlerini yapıyorum." diyor Bayat. Ardından da ekliyor: "Kapımızı uzun zamandır kimse çalmamıştı. Sizin bu mübarek Ramazan ayında gelişiniz sahabenin evime gelişi gibi oldu, yardımları ile evimizi bereketlendiren Türk yardımseverlere çok teşekkür ederim." diyor. Ramazan paketimizi teslim ettikten sonra ikinci adrese doğru yola koyuluyoruz.
Dağıtılması gereken 400 paket var
Gün kısa ve Ramazan ayı boyunca dağıtılması gereken 400 paket daha var. Bugün gönüllüler 7 aileyi ziyaret edecek. İkinci paketi bırakmak için Beyrut'un Ebu Şakir Mahallesi'ne yöneliyoruz. Yardım için seçilen isimlerde Lübnan merkezli yardım kuruluşlarından yardım aldıklarını söylüyor Kimse Yok Mu gönüllüsü Ömer Çağşak. 15 yıldır boynundaki kireçlenmeden dolayı çalışamayan Hasan Hüseyin Ajjam'ın evine konuk oluyoruz. İçeri adımımızı attığımızda hasta olmasına rağmen Türkiye'den gelen misafirlerini karşılamak için yerinden doğruluyor Hüseyin Ajjam. "Dedem de Arnavut Türklerindendi. Seferberlik zamanında savaşmıştı. Eğer burada olsaydı sizi Türkçe konuşarak ayakta karşılardı." diye ekliyor. Hasan Hüseyin Ajjam'ın boynundaki kireçlenme ciddi boyutlara ulaşmış. Boynunu hareket ettiremeyen yaşlı adam, nefes almakta da güçlük çekiyor. Bundan dolayı aylık masrafı 350 TL olan solunum cihazına girmek zorunda. Ama maddi durumları elvermediği olmadığı için ancak hiç nefes alamayacağı duruma geldiğinde solunum cihazını kiralıyorlar. Evin geçimini sağlayan 25 yaşındaki Nur ise hem hemşirelik okuluna gidiyor hem de boş vakitlerinde babasının ve evin ihtiyaçları için çalışıyor. Ramazan dolayısıyla Türkiye'den Kimse Yok mu Derneği aracılığı ile gelen yardım için çok teşekkür eden anne Zeynep Ajjam, "İnanın mutfakta pişirecek doğru dürüst bir şey kalmamıştı. Çocuklara akşam ne yapsam diye düşünürken siz geldiniz. Allah yolunuzu açık etsin, bereketinizi artırsın." diye hayır duası ederken Kimse Yok mu gönüllülerine de yola düşme zamanı geliyor. İlk defa görüşmelerine rağmen yıllardır görüşüyormuşçasına hasretle sarılan aileler bize "Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'a da selam söyleyin. Onu çok beğeniyoruz." diyorlar.
Merdivenlerden aşağı inerken gönüllü olarak çalışan Ömer Çağşak, "İstanbul'a gidince bunları mutlaka anlatmalıyız. Buradaki insanların Türkiye'nin şefkatine ve yardımına ihtiyacı var. Atalarımızın bıraktığı emanete sahip çıkmalıyız." diye kendi kendine mırıldanıyor.